Eğitim seviyesi düşük seçmen kime oy veriyor?

Ünlü anketçi Dr. İbrahim Uslu Eğitim seviyesi düşük olan seçmenin hangi partiye oy verdiğini açıkladı!

Eğitim seviyesi düşük seçmen kime oy veriyor?

Ünlü anketçi Dr. İbrahim Uslu Eğitim seviyesi düşük olan seçmenin hangi partiye oy verdiğini açıkladı! Gazete Pencere'de yazan Uslu'nun çok konuşulacak tespitleri var.

İşte İbrahim Uslu'nun o yazısı:

"Çok partili hayata geçilen 1946 seçimlerinden bu yana milliyetçi-muhafazakar eğilimli partiler Türkiye siyasetinin ana aktörleri arasında yer aldı. Bazen tek başına, bazen de koalisyon ortağı olarak ama askeri darbe dönemleri dışında her zaman iktidarın parçası olmayı başardı. Şerif Mardin’in “Türk siyaseti için anahtar” olarak nitelendirdiği çevre-merkez ilişkisinin büyük ölçüde geçerli olduğu 1945’ten günümüze kadar Milliyetçi-Muhafazakar siyaset, çevreyi yanına alarak merkezi kontrol etmeyi belirli seviyelerde de olsa sürdürdü.

Menderes’in Demokrat Parti’si Cumhuriyet elitlerine dahil olamayan veya yeni rejimin değerlerine karşı çıkan periferideki toplum kesimlerini yanına alarak büyük bir siyasi geleneği başlattı. Daha sonra Demirel Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi ile çoğunlukla kırsal seçmenlerin desteği üzerinden merkezde başat pozisyonlar elde etti. Özal’ın Anavatan’ı bu iki gelenekten farklı bir sosyolojiye yaslanmayı denedi. Ama Orta Direk olarak kodladığı şehirli orta sınıfları siyasetin merkezine yerleştirmeye çalışan Özal, kişi başına düşen milli gelirin henüz iki bin USD’nin altında olduğu bir ekonomide biraz aceleci davranmıştı. MSP’nin devamı olan Erbakan liderliğindeki Refah Partisi ise aslında sol siyasetin doğal tabanı olması gereken şehirlerin çeperlerindeki kitlelerin sözcüsü oldu ve 1990’ların başından itibaren ülke siyasetini derinden etkileyecek yeni bir hareket başlattı.

Başta Erbakan’ın Milli Görüş tabanı olmak üzere, merkez sağ seçmenleri de cezbetmeyi başaran Erdoğan’ın AK Partisi dünyadaki muadilleri gibi kendini “Muhafazakar Demokrat” olarak isimlendirdi ama 2014’ten itibaren daha çok Milliyetçi-Muhafazakar bir çizgiye oturdu. Tüm gücüne ve tarihsel üstünlüğüne rağmen Milliyetçi-Muhafazakar siyaset, Gezi Olayları ile ilk kez net bir biçimde görünür hale gelen ve küreselleşmenin yanı sıra internet ve iletişim devrimlerinin tetiklediği yeni sosyolojik gelişmeler nedeniyle günümüzde artık önemli krizler ile karşı karşıyadır. 2017 Anayasa Referandumu bu sosyolojik gelişmelerin siyaseti etkilemeye başladığı ilk oylama olarak dikkat çekicidir.

O günden sonra Türk siyaseti aşina olmadığı bir çok yeni gelişmeyle tanışmak durumunda kaldı. Başkanlık sistemi ve seçimin ötesine uzanan siyasi ittifaklar bu gelişmelerin en önemlileridir. Geldiğimiz noktada çevre-merkez diyalektiği anlamını yitirmiş ve sosyolojik dönüşümler yeni bir seçmen profili ortaya çıkarmıştır. Önümüzdeki yazılarda üzerinde durmaya devam edeceğimiz, Milliyetçi-Muhafazakar siyaseti açmaza sokan gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz:

40 Yaş Altı Seçmenler: Seçmenin neredeyse yarısı 40 yaşın altındadır. Bunların büyük çoğunluğu buyuk şehirlerde yaşamakta ve bir yandan dünyayı çok yakından takip ederken, öte yandan da Milliyetçi-Muhafazakar siyaseti doğuran değerler dünyasına oldukça mesafelidirler. Halihazırdaki sağ partiler bu seçmen grubuyla iletişim kurmakta zorlanmaktadır.

Yüksek Eğitimli Seçmenler: Seçmenlerin yaklaşık %20’si lisans ve lisans üstü eğitime sahiptir. Eğitim seviyesi arttıkça Milliyetçi-Muhafazarak partilere oy verme eğiliminin düştüğü öteden beri bilinmektedir.

Sadakatsiz Seçmen Olgusu: Siyaset biliminde “yüzer gezer seçmen” olarak nitelendirilen ve birden fazla seçimde aynı partiye oy vermeyen seçmenlerin miktarı 2017’den beri düzenli olarak artmaktadır. Günümüzde yaklaşık olarak 4 seçmenden birisinin kendini bağlı hissettiği bir partisi yoktur. Bunların özellikle iktidar konumundaki partilere tepki duyma eğilimi yüksektir.

İlk Kez Oy Kullanacak Seçmenler: Tüm dünyada genç seçmenler muhalif eğilimlere daha fazla sahiptirler ve ebeveynlerinden farklı partilere oy verme tutumları her geçen seçimde artmaktadır. Gençler siyasal bilinçlerini artık ailelerinden değil, ebeveynlerinin hiç olmadığı sosyal ağlardan edinmektedir. Milliyetçi-Muhafazakar partilerin bu seçmen grubundaki performansı ülke ortalamasının altında kalmaktadır.

Şehirli ve İyi Eğitimli Kadın Seçmenler: Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili duyarlılık arttıkça Milliyetçi-Muhafazakar partilere oy verme eğilimi azalmaktadır. Seçmenlerin yarısını oluşturan ve gün geçtikçe bilinçlenen kadınlar sağ partiler için büyük bir problematik alandır. Siyasal temellerini soğuk savaş döneminin koşullarından üreten Milliyetçi-Muhafazakar siyaset günümüzde kritik bir noktadır: ya geleneksel üstünlüğünü kaybedecek ya da kendini dönüştürecektir. Dolayısıyla bundan sonra tartışılması gereken şey, sağ siyasetin kendini dönüştürebilme potansiyelinin, politik arenadaki hakim konumunu korumaya yeterli olup olamayacağıdır."

Dr. İbrahim Uslu / Gazete Pencere

Funda Esin Akar

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

instagram mavi tik