Keşmekeşin içinde en ağır buhranları yaşarken, günümü gün edemiyor, gecelerimi fazlasıyla yoğun yaşıyordum. Onun olmadığı bir anı aklım almıyor, gösterişsiz yaşamından alıntılanan bir nebze hüzünle hafızamda öylece kalmıştı. Çıkarıp atamıyordum işte.  
Onu kurtarma çabasına son vermiştim, geçmiştim bundan, çünkü alın yazısını değiştirebilmem imkânsızdı. Ruhumu parçalayan o umut arayan sesi, hala kulaklarımda çınlamaya devam ederken, belli belirsiz bir hayal olup gözlerimin önüne seriliyordu bir ışık huzmesinden yansımış flu görüntüsü. Kaybetmekten korktuğumdan avucumun içinde hiç bırakmamacasına sıkıyordum. Onu kırdığımdan haberim yoktu. Hüznünü köreltmek istediğimi anlamıyor, bunalımının sebebi olarak artık beni görüyordu. Ne yapabileceğimi hiç bilemiyordum. Defalarca denedim, anlatmaya çalıştım ama nafileydi. 
O, bir başka düşünceye adeta kendini hapsetmişti. Aklından farklı şeyler geçiyor muydu yoksa farklı mı görünme çabası içine girmişti? Anlamak adeta imkânsızdı. Gözleri farklı bakıyor, dili başka şeyler söylüyordu. Yüreğini okuyamazdım ama fiillerinden türlü çıkarımlarda bulunabilirdim. Evet, yapmadım değil, bunu da yaptım. Asıl acının sebebi de bu oldu. Seccademe sarılıp ağlamak istedim. İsyan etmiyordum. İsyankâr değildim. Kader dedim ve ağlamaya devam ettim. Onu kaybettiğime değil, onunla kaybolduğuma ağlıyordum..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.