Hayatımın baharı, yazı hatta güzü de geçmişti. Sabahı geçmiş öğlesi de çoktan bitmişti. Artık ikindiden sonrasında, kerih bir vakitti. Akşam sondu. Zamanımın daraldığını  biliyor, “bu zamanı en iyi nasıl değerlendirebilirim”in hesaplarını yapıyordum. 

Hesaplarımı bozan bir şey oldu. Planlarımda olmadan gelişen bu durum beni benden aldı ve uzaklara, çok uzaklara götürdü. Amacım ne bağcıyı dövmek ne de o bağdan üzüm yemekti. Ya da bağa gidip gitmemek konusunda da kesin karar vermiş değildim. Aslında amacımın ne olduğunu da bilmiyordum.  Ancak bildiğim bir şey vardı o da, zamanın giderek daraldığı, acele etmezsem eğer, zaman stoğumun nihayete ereceğiydi. 

Korkuyordum, içimde oluşan o korku dolu heyecanla bir an önce harekete geçmeliydim ama aklımda o soru ve cevapları vardı. Hesaplarımı bozan ve ansızın beni yakalayan o şey acaba iyi miydi? Kötülüğümü istese beni gelip bulmaz, hayatıma anlam olmazdı. Düşünceliydim, giderayak düşünmek de istemiyordum. Ne yapmalıydım? Kararım ne olmalıydı? Bıraktım kendimi onun uçsuz bucaksız merhametine, bedenimi ona emanet ettim. Ondan zarar gelmeyeceğine kanaat getirmiştim belki de.

Ellerindeydim işte. Ne yapmak istiyorsa bir an önce yapabilirdi. Canımı da almayacaksa daha neyi bekliyordu?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sebil 7 ay önce

mükemmelsin abim